7 bin yıllık DNA gizli tarihi aydınlattı: Çöl değilmiş…

7

Max Planck Enstitüsü’nden evrimsel antropolog Nada Salem ve ekibi, 7 bin yıl öncesine ait bu bireylerin antik DNA’sını inceledi. Bulgular, bu kadınların genetik olarak 15 bin yıl önce Fas’ta yaşamış avcı-toplayıcılarla büyük benzerlik taşıdığını ortaya koydu. Bu da Kuzey Afrika’da binlerce yıl boyunca istikrarlı bir insan nüfusunun varlığını destekliyor.

Araştırmaya göre, Sahra’nın nemli dönemlerinde insanlar bölgede avlanıyor, kaynak topluyor ve hayvancılıkla uğraşıyordu. Eski göl tortuları, polen örnekleri ve arkeolojik eserler de bunu doğruluyor. Aynı zamanda bu popülasyonun, Sahra’nın güneyindeki Afrika topluluklarından genetik olarak ayrı bir yol izlediği anlaşıldı.

Takarkori bireylerinin genetik yapısında Levant bölgesinden gelen küçük miktarda Neandertal DNA’sı da bulundu. Ancak bu oran, Faslı atalarından daha düşük, Sahra altı Afrika’daki bireylerden ise daha yüksek. Bu durum, Avrupa’dan gelen genetik etkinin Sahra’yı geçemediğine işaret ediyor.

Johannes Krause adlı bir başka Max Planck araştırmacısı, “Kuzey Afrika’daki erken popülasyonlar büyük ölçüde izoleydi, ancak az da olsa dışarıdan gen akışıyla Neandertal DNA’sı aldılar” diyor.

İlginç olan bir diğer bulgu ise Takarkori halkının çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşırken, genetik olarak büyük bir göç geçirmemiş olması. Bu, bölgeye pastoralizmin göçlerle değil, kültürel etkileşim yoluyla yayıldığını gösteriyor.

Araştırmacılar, Sahra’daki farklı ekosistemlerin –özellikle sulak alanlar ve dağlık bölgelerin– göçleri engelleyen doğal bariyerler oluşturduğunu düşünüyor.

Savino di Lernia isimli arkeolog, çalışmanın sonunda şu sözlerle özetliyor: “Sahra’nın derin geçmişine ışık tutarak, insan göçleri, adaptasyonları ve kültürel evrim hakkında daha fazla bilgi edinmeyi amaçlıyoruz.”

Mehmet Şimşek